Yazar Dr. Hikmet Kıvılcımlı - Vatan Postası
25 03 2008
Genellikle,
halk örgütlenmesi ve siyasi iktidar mücadelesi içinde olan, özellikle
de bu çabalarını Sosyaldemokrat Halk Partisi'nde sürdüren insanlarımıza
saygıyla sunarız.
Yaklaşık
40 yıl önce yazılmış bu değerlendirmeyi; anlam bütünlüğünü bozmadan
bazı güncelleştirmeler, değişiklikler ve yazım hatası düzeltmeleri
yaparak yayınlıyoruz. (Vatan Postası)
"Kimin
kime gideceği" derebeği artığı küçükburjuva ölçüleriyle
soysuzlaştırılmamalı. Tersleşmeyelim, teresleşmeyelim. Elbet "efendi"
deyimine sosyalizmde bir karşılık aranırsa; efendi; yığındır. Parti
yığınların ve örgütlerinin "ayağına giderse" şeref ve anlam kazanır.
Bütün yığın örgütlerinin "partileşmesi" hem olanaksız, hem gereksizdir.
Halk yedi bin yıl zorbalıktan yanıktır. Halkın sevgisi ve ilgisi ne
aldatmacayla, ne zorbalıkla olmaz; halkın dişine vurması yolunda
iknâyla (güvençli inançla) olur...
Bütün
"sosyal" ülkücüler, kendi açılarından olayları işleyip,
değerlendirerek, karşılıklı saygı ve eleştiri yönünde buluşabilirler.
Öyle bir toleranslı buluşma yurt ve ulus yararına olur. Çünkü,
finans-kapital kalesi önünde milleti çil yavrusu gibi dağınıklıktan
ancak böyle bir davranış ve düşünüş kurtarabilir. "Milli Birlik";
Tekelci ve vurguncu sermaye metodu ile, yâni zorbaca, polis zılgıtı ile
yapma bir gösteri gibi kalacağına; halkın sevgisi, ilgisi, katılışı
sağlanarak gerçekleştirilmiş olur...
Parti
dışı devrimci güçler, şu darmadağınık Ortaçağ artığı topraklar ve
insanlar ortasında bulunduklarını unutamazlar. Karşılarında
finans-kapital'in inhisarcı - imtiyazlı (tekelci-ayrıcalıklı) sömürü ve
ezi cephesi en son sistem çelik zırhlarla silâhlıdır. Ona karşı
devrimci güçler; çırılçıplak, tek başına bırakılmış halkın
eşit-tekelsiz-sınırsız özlemlerini ve girişimlerini
birleştirici-derleyip toplayıcı "câmiler" olmalıdır.
Bugünkü
ve epey uzak görünen yarınki ufuklarda TİP'in, millet çoğunluğunu
derleyip toparlayabileceğini gösterecek izlere pek rastlanmıyor.
Görünen köy bu; kılavuz istemiyor. Finans-kapitalin dişlerine
tırnaklarına dek örgütlediği tefeci-bezirgân partileri her şeye egemen
olmakta direniyorlar.
Finans
dayanaklı bezirgân partiler, milletimizin beynini yüz yıllar boyudur,
bin bir dereden getirdikleri en kirli sularla yıkıyor, karantinada
tutabiliyorlar. Halkın ekonomik - sosyal yaşantısını, Bâbil çağı
düzeyinde bırakıyorlar. Millet, zımparalanmış cam kapaklı melez
kapitalizm şişesi içinde, o şişenin bulanık rengi ardından sinekli
dünyasını gördüğüne inanıyor...
Yanlışlardan
korkmayalım! Yanlışların üzerlerine yürüyelim! Bütün gerçek devrimci
ustaların her zaman kendi kendilerine yaptıkları davranış ve
başkalarına verdikleri öğüt budur. İnsan ruhunda bütün yaratıcı
davranışlar, diyalektik oluşumla, denilebilir ki yanılgıların yayı ile
işler. Bunu her serinkanlı insan gibi, her prensipli örgüt de her günkü
pratiğinde sık sık denemeleriyle öğrenir...
Moral
inandırmanın yolu, davranışta yürekten el ve işbirliği, prensiplere
uygun karşılıklı eleştiri, otokritik, toleranslı ve arkadaşça fikir
tartışması; devrimci cephe müttefikleri ve dostları arasında, zorbalığa
kaçmayan telkin ve ikna yoludur. Yoksa ultimatom yorumunu taşıyan,
hotzotçu pozlara kaçan, hiç bir objektif ve somut pratikle bağdaşmayan
düşünce ve davranışlar, yalnız cepheyi finans-kapitalin özlediği
dağınıklığa, paniğe uğratır.
Böylelikle...
Yığınlardan kopuşmuşluk azalır. Heterojen elemanlara doğru sosyalizm
bilimi kardeş alçakgönüllülüğü ile duyurulur. ‘Sol’un; milletçe, en
ilgisiz işçi ve köylülerce dinlenilen, anlaşılan, gitgide benimsenilen
forumu yaratılır. Bugünkü gibi finans-kapitalin en azgın ölüm dirim
kararı ile işsizlik ve pahalılık savaşına kalktığı keskin bunalım
günlerinde yad kalmaktan, yabancılaşmaktan kurtulunur...DEVAMI