Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Hükümet merkezi, düşmanların şiddetli çemberi içindeydi. Siyasal ve askeri bir çember vardı. İşte böyle bir çember içinde yurdu savunacak, halkın ve devletin bağımsızlığını koruyacak (silahlı) kuvvetlere (onlar) emrediyorlardı. Bu biçimde yapılan emirlerle,devlet ve halkın araçları temel görevlerini yapamıyorlardı. Yapamazlardı da. Bu araçları savunmanın birincisi olan ordu da, ordu adını korumakla birlikte, elbette temel görevini yerine getirmekten yoksundu. İşte bunun içindir ki, yurdu savunmaktan ve korumaktan ibaret olan temel görevi yerine getirmek, doğrudan doğruya halkın kendİsİne kalıyordu... İşte buna KUVÂ-Yİ MİLLİYE diyoruz... Gazi Mustafa Kemal

atam1919

VATAN POSTASI GÜNEY

Yazılar

E. BÜLENT YARDIMCI: CİCİ DERİN DEVLET - KAKA DERİN DEVLET

Yazar E. Bülent Yardımcı
25 03 2008

Anadolu kendine has özellikleri olan bir coğrafya.

Gelişmiş, gelişen, gelişecek olan tarihsel, sosyal, toplumsal ve ekonomik olayların var olduğu, olacağı bir gövdenin sanki beynidir Anadolu.

Ta anatanrıça kültünden başlayan bir sürece beşiklik etmiş; dünyayı kökten etkileyen değişim ve dönüşümlerin emzireni olmuştur.

Mitolojinin de tarihin de orijini bu topraklardadır...DEVAMI

"ANKARA'DA HAKİMLER VAR!" MI? YOKSA TAHKİM KURULU'NA MI ISMARLADIK HUKUKUMUZU?

Yazar Vatan Postası - Süvari Dergi
25 03 2008

SARP KURAY'A BU KAÇINCI MÜEBBET!!!
YARGITAY'CA GENİŞLETİLMESİ TALEBİYLE BOZULUP GERİ GÖNDERİLEN DOSYA,
YEREL MAHKEME TARAFINDAN GENİŞLETİLMEYE "GEREK GÖRÜLMEDİ"!
YEREL MAHKEME; "TEK KİŞİLİK ÖRGÜT KURMA VE TEK KİŞİYLE DEVLET DÜZENİNİ VE ANAYASAYI TEBDİL VE TAĞYİR ETME SUÇUNU(!!!)" GERÇEKÇİ VE SABİT BULMUŞ OLMALI Kİ, TEKRAR "MÜEBBET ÖLÜM" KARARI VERDİ...

Türkiye'de 68 kuşağının öncülerinden Sarp Kuray, beraat ettiği bir davadan önce 12, ardından 12 yıl 6 ay, en sonunda da ağırlaştırılmış ömür boyu hapse mahkum edilişinin hikayesini anlattı.
Türk Deniz Kuvvetleri'nin henüz 22 yaşında olmasına karşılık bir savaş gemisini emanet ettiği Sarp Kuray, 12 Mart askeri darbesinin ardından tutuklandı. "69 Deniz Subayı Davası" başta olmak üzere hakkında çeşitli davalar açıldı. İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı'nın emrindeki Ziverbey Köşkü'nde ağırlandı! işkence gördü. 1975 yılında cezaevinden tahliye edildi...

BU "DÖN BABA DÖNELİM" DAVAYI, GEÇEN SENE SARP KURAY ŞÖYLE ANLATMIŞTI:

"Katiyen kaçmayacağım!"
DEVAMI

İDA'NIN ÇOCUKLARI ALTINCILARI KOVACAK

Yazar Gökçe Uygun - Cumhuriyet
31 03 2008

5 Nisan'da Çanakkale'de
'Kazdağları'nda ve Madra Dağı'nda Altına Hayır' mitingi yapılacak


"Kazdağları ve Madra Dağı Çevre Platformu" Yürütme Kurulu Üyesi, eski Orman Mühendisleri Odası Genel Başkanı Salih Sönmezışık, "Kazdağları savunması vatan savunmasıdır" diyor. Salih Sönmezışık'ın, bölge halkı, yerel yöneticiler ile sivil toplum örgütlerinin verdiği mücadele ve bundan sonraki gelişmelere yönelik Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanan röportajı;DEVAMI

PARTİ + GRUPLAR + HALK BÜTÜNLEŞMESİ

Yazar Dr. Hikmet Kıvılcımlı - Vatan Postası
25 03 2008
Genellikle, halk örgütlenmesi ve siyasi iktidar mücadelesi içinde olan, özellikle de bu çabalarını Sosyaldemokrat Halk Partisi'nde sürdüren insanlarımıza saygıyla sunarız.

Yaklaşık 40 yıl önce yazılmış bu değerlendirmeyi; anlam bütünlüğünü bozmadan bazı güncelleştirmeler, değişiklikler ve yazım hatası düzeltmeleri yaparak yayınlıyoruz. (Vatan Postası)
"Kimin kime gideceği" derebeği artığı küçükburjuva ölçüleriyle soysuzlaştırılmamalı. Tersleşmeyelim, teresleşmeyelim. Elbet "efendi" deyimine sosyalizmde bir karşılık aranırsa; efendi; yığındır. Parti yığınların ve örgütlerinin "ayağına giderse" şeref ve anlam kazanır. Bütün yığın örgütlerinin "partileşmesi" hem olanaksız, hem gereksizdir. Halk yedi bin yıl zorbalıktan yanıktır. Halkın sevgisi ve ilgisi ne aldatmacayla, ne zorbalıkla olmaz; halkın dişine vurması yolunda iknâyla (güvençli inançla) olur...

Bütün "sosyal" ülkücüler, kendi açılarından olayları işleyip, değerlendirerek, karşılıklı saygı ve eleştiri yönünde buluşabilirler. Öyle bir toleranslı buluşma yurt ve ulus yararına olur. Çünkü, finans-kapital kalesi önünde milleti çil yavrusu gibi dağınıklıktan ancak böyle bir davranış ve düşünüş kurtarabilir. "Milli Birlik"; Tekelci ve vurguncu sermaye metodu ile, yâni zorbaca, polis zılgıtı ile yapma bir gösteri gibi kalacağına; halkın sevgisi, ilgisi, katılışı sağlanarak gerçekleştirilmiş olur...

Parti dışı devrimci güçler, şu darmadağınık Ortaçağ artığı topraklar ve insanlar ortasında bulunduklarını unutamazlar. Karşılarında finans-kapital'in inhisarcı - imtiyazlı (tekelci-ayrıcalıklı) sömürü ve ezi cephesi en son sistem çelik zırhlarla silâhlıdır. Ona karşı devrimci güçler; çırılçıplak, tek başına bırakılmış halkın eşit-tekelsiz-sınırsız özlemlerini ve girişimlerini birleştirici-derleyip toplayıcı "câmiler" olmalıdır.

Bugünkü ve epey uzak görünen yarınki ufuklarda TİP'in, millet çoğunluğunu derleyip toparlayabileceğini gösterecek izlere pek rastlanmıyor. Görünen köy bu; kılavuz istemiyor. Finans-kapitalin dişlerine tırnaklarına dek örgütlediği tefeci-bezirgân partileri her şeye egemen olmakta direniyorlar.

Finans dayanaklı bezirgân partiler, milletimizin beynini yüz yıllar boyudur, bin bir dereden getirdikleri en kirli sularla yıkıyor, karantinada tutabiliyorlar. Halkın ekonomik - sosyal yaşantısını, Bâbil çağı düzeyinde bırakıyorlar. Millet, zımparalanmış cam kapaklı melez kapitalizm şişesi içinde, o şişenin bulanık rengi ardından sinekli dünyasını gördüğüne inanıyor...

Yanlışlardan korkmayalım! Yanlışların üzerlerine yürüyelim! Bütün gerçek devrimci ustaların her zaman kendi kendilerine yaptıkları davranış ve başkalarına verdikleri öğüt budur. İnsan ruhunda bütün yaratıcı davranışlar, diyalektik oluşumla, denilebilir ki yanılgıların yayı ile işler. Bunu her serinkanlı insan gibi, her prensipli örgüt de her günkü pratiğinde sık sık denemeleriyle öğrenir...

Moral inandırmanın yolu, davranışta yürekten el ve işbirliği, prensiplere uygun karşılıklı eleştiri, otokritik, toleranslı ve arkadaşça fikir tartışması; devrimci cephe müttefikleri ve dostları arasında, zorbalığa kaçmayan telkin ve ikna yoludur. Yoksa ultimatom yorumunu taşıyan, hotzotçu pozlara kaçan, hiç bir objektif ve somut pratikle bağdaşmayan düşünce ve davranışlar, yalnız cepheyi finans-kapitalin özlediği dağınıklığa, paniğe uğratır.

Böylelikle... Yığınlardan kopuşmuşluk azalır. Heterojen elemanlara doğru sosyalizm bilimi kardeş alçakgönüllülüğü ile duyurulur. ‘Sol’un; milletçe, en ilgisiz işçi ve köylülerce dinlenilen, anlaşılan, gitgide benimsenilen forumu yaratılır. Bugünkü gibi finans-kapitalin en azgın ölüm dirim kararı ile işsizlik ve pahalılık savaşına kalktığı keskin bunalım günlerinde yad kalmaktan, yabancılaşmaktan kurtulunur...DEVAMI

AHLAKSIZ MİLLİ İRADE!..

Yazar Ali Tartanoğlu
22 03 2008

Yönetenler kural sevmez. Hukuk sevmez de diyebilirsiniz.

Oysa yönetilenler, hukuku sevmese bile ona muhtaçtır. "En kötü kural kuralsızlıktan iyidir" anlayışı yönetilenler içindir... DEVAMI

BUGÜN SUYUMUZA YARIN HAVAMIZA EL KOYACAKLAR

Yazar Balıkesir Demokratik Halk İnisiyatifi
24 03 2008

Bugün Dünya Su Günü!

Yaşamın temelini oluşturan, devamını sağlayan ve tarih boyunca insanlığın kaderini belirleyen su ve hava vazgeçilmez birer yaşam kaynağı ve canımızın değerleridir.

Bugün dünyamız bir su savaşının içindedir. Bu savaşın bir tarafında uluslarüstü su, inşaat vs. tekelleri ile bunların kontrolündeki emperyalist devletler, DTÖ (Dünya Ticaret örgütü), GATS (Hizmet Ticaret Genel Anlaşması), Dünya Bankası, Dünya Su Konseyi gibi kuruluşlar, diğer tarafında ise Dünya Halkları, tümüyle ensanlık vardır ve bu savaş “kaynaklara sahip olma savaşı” olarak devam etmektedir...

Unutmayalım, sudan sonra sıra havaya gelecek… DEVAMI

TUZLA TERSANELERİNDEN TÜRK-İŞ'E AÇIK MEKTUP

Yazar Murat - Vatan Postası
20 03 2008
(Vatan Postası'na gelen bu imdat çığlığını aynen yayınlıyoruz)

Biz tuzla tersanelerinden birinde çalışıyoruz. Ve bu güne kadar sendikamız yok. Araştırıyoruz Limter İş Sentikası bize göre değil, bizim haklarımızı savunmuyor, kuru gürültüden başka bir şey değil.

Bizi tatmin edici bir girişiminiz olur ise size Türk İş'e bağlı ilgili sendikaya üye olmak isteriz. Ben ve çalışan yüzlerce arkadaşım var. Gelin bizimle görüşün, haklarımızı savunun.

Bir hafta evvel Perşembe günü sabah tuzla tersanesinde bir arkadaşımız düştü 9 metre yüksekten. Hâlâ yogun bakım ünitesinde yatıyor, hayati tehlikesi geçmiş değil. Kartal Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Suzan Yazıcı Acil'de. Geçen hafta sabah gazetesinde hayati tehlikesi yoktur denilmişti ama olay anından bu güne kadar hayati tehlikesi vardı ve hâlâ bir umut yok...DEVAMI

MAŞRIK-I ÂZAM'IN TÜREVLERİ

Yazar Lütfü Çakın - Karikatürist
19 03 2008

DEVAMI

SİYONYALI MAŞRIK-I ÂZAM İLE VEZİRİ

Yazar Şamanist
19 02 2007
nostr-adamus'dan bir öykü

Maşrık’ı Azam kızmıştı. Kulakları kızarmıştı. O kızgınlıkla, önündeki kızartmaya uzanıp "Orası dingonun ahırı mı?!" diye söylendi Vezir’e.

Aslında Vezir de kızmak istiyordu. Ama yazık ki, ona kızartma yasaktı! "Haşlama ile yetineyim" diye düşünüp sustu. Ve önündeki haşlama tabağına eğilerek, havalanmaya başladı...DEVAMI

SSGSS'ye karşı meydanlar doldu, AKP'nin suyu ısınıyor

Yazar sendika.org
14 Mart 2008
Bugün Emek Platformunun 10 Mart’ta aldığı kararlar doğrultusunda binlerce emekçi ülke çapında 2 saatlik iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. Türkiye’nin dört bir yanında okullarda eğitime iki saat ara verildi, hastanelerde 10.00-12.00 arası acil
hastalar dışında hasta kabul edilmedi, ulaşımda aksamalar oldu, emekçiler üretimden gelen güçleriyle hayatı durdurdu. Uyarı eylemlerine katılan binlerce emekçi düzenlenen kitlesel basın açıklamalarıyla seslerini tüm ülkeye duyurdu. DEVAMI