BEKİR ATASEL KARDEŞİMİZ VE KANSER REJİMİNE KARŞI KARDEŞLİK - YOLDAŞLIK
Yazar Semih Aydın - Bursa
12 04 2008
VARLIĞIN DEĞİŞMEZ KANUNU ve ÖLÜM İLE YAŞAMIN BİRLİKTELİĞİ
İnsan
varlığı beden ve ruh olarak bütündür. Bu bütünlük içinde, birkaç on
yıla sığan zamanın ve uzay denilen mekanın sınırlarında yaşam ve ölüm
olguları, varlığın değişmez kanunudur. Bunu değiştirmeye gücümüz
yetmez. Nasıl geldiysek öylece gideceğiz. Bunda varlığımızı korkudan
dehşete düşürecek bir şey olamaz.
En
aşağının suyunu içen milyarlarca insan gibi, en dokunulmaz despotlar
için de bu gerçeklik değişmedi ve değişmeyecektir. Yaşam ve ölüm, tıpkı
iki yakın arkadaş gibi kol kola gidecektir. Beden ve ruh bütünlüğümüz
için yaşamı alkışlayıp ölümü sansür etmemizin hiçbir yararı olamaz. Bu,
varlığımızı boş yere tüketmekten öteye geçemez.
Eskiler:
“Dünyaya gelmek hüner değil” demiş. Gelmek hüner değilse, kalmak ve
gitmek elbet hünerdir. Dünyaya nasıl geldiğimiz elimizde olmayabilir.
Ama nasıl kaldığımız ve gittiğimiz elimizde olabilir. Varlığımız için
yaşamın anlamı ve amacı olabilir. Bu hünerdir. Sosyal varlık olarak
insan emeği ve ekmeği ile büyüyorsak, doğrusu bunun hakkını vermemiz de
gerekir.
İnsan varlığı
olarak çağımızdaki birinci görevimiz, yaşama savaşını basit bir araç
halinden çıkarıp, sosyal hayvanlığa karşı insanlaşma kavgasına yöneltme
zorunluluğudur. Yaşamı böylesine anlamlı bir amacın yörüngesine sokmak
gerekir.
Yaşam ile ölüm kol
kola giderken, basit bir organizma olarak var olmaktansa, sosyalizm
bilimini ve savaşını damarlarımıza sindirmek yalnızca seçeneğimiz
değil, zorunluluğumuz olmalıdır. Bilim arkadaşlığı, bu savaşın en güçlü
silahıdır. Biz bu satırlar için söz aldıkça, bilim arkadaşlığı adına
sesimizi yükseltmekten hiçbir zaman kendimizi alamayacağız…DEVAMI






