Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Hükümet merkezi, düşmanların şiddetli çemberi içindeydi. Siyasal ve askeri bir çember vardı. İşte böyle bir çember içinde yurdu savunacak, halkın ve devletin bağımsızlığını koruyacak (silahlı) kuvvetlere (onlar) emrediyorlardı. Bu biçimde yapılan emirlerle,devlet ve halkın araçları temel görevlerini yapamıyorlardı. Yapamazlardı da. Bu araçları savunmanın birincisi olan ordu da, ordu adını korumakla birlikte, elbette temel görevini yerine getirmekten yoksundu. İşte bunun içindir ki, yurdu savunmaktan ve korumaktan ibaret olan temel görevi yerine getirmek, doğrudan doğruya halkın kendİsİne kalıyordu... İşte buna KUVÂ-Yİ MİLLİYE diyoruz... Gazi Mustafa Kemal

atam1919

VATAN POSTASI GÜNEY

BEKİR ATASEL KARDEŞİMİZ VE KANSER REJİMİNE KARŞI KARDEŞLİK - YOLDAŞLIK

Yazar Semih Aydın - Bursa
12 04 2008

VARLIĞIN DEĞİŞMEZ KANUNU ve ÖLÜM İLE YAŞAMIN BİRLİKTELİĞİ

İnsan varlığı beden ve ruh olarak bütündür. Bu bütünlük içinde, birkaç on yıla sığan zamanın ve uzay denilen mekanın sınırlarında yaşam ve ölüm olguları, varlığın değişmez kanunudur. Bunu değiştirmeye gücümüz yetmez. Nasıl geldiysek öylece gideceğiz. Bunda varlığımızı korkudan dehşete düşürecek bir şey olamaz.

En aşağının suyunu içen milyarlarca insan gibi, en dokunulmaz despotlar için de bu gerçeklik değişmedi ve değişmeyecektir. Yaşam ve ölüm, tıpkı iki yakın arkadaş gibi kol kola gidecektir. Beden ve ruh bütünlüğümüz için yaşamı alkışlayıp ölümü sansür etmemizin hiçbir yararı olamaz. Bu, varlığımızı boş yere tüketmekten öteye geçemez.

Eskiler: “Dünyaya gelmek hüner değil” demiş. Gelmek hüner değilse, kalmak ve gitmek elbet hünerdir. Dünyaya nasıl geldiğimiz elimizde olmayabilir. Ama nasıl kaldığımız ve gittiğimiz elimizde olabilir. Varlığımız için yaşamın anlamı ve amacı olabilir. Bu hünerdir. Sosyal varlık olarak insan emeği ve ekmeği ile büyüyorsak, doğrusu bunun hakkını vermemiz de gerekir.

İnsan varlığı olarak çağımızdaki birinci görevimiz, yaşama savaşını basit bir araç halinden çıkarıp, sosyal hayvanlığa karşı insanlaşma kavgasına yöneltme zorunluluğudur. Yaşamı böylesine anlamlı bir amacın yörüngesine sokmak gerekir.
Yaşam ile ölüm kol kola giderken, basit bir organizma olarak var olmaktansa, sosyalizm bilimini ve savaşını damarlarımıza sindirmek yalnızca seçeneğimiz değil, zorunluluğumuz olmalıdır. Bilim arkadaşlığı, bu savaşın en güçlü silahıdır. Biz bu satırlar için söz aldıkça, bilim arkadaşlığı adına sesimizi yükseltmekten hiçbir zaman kendimizi alamayacağız…DEVAMI